Bizi öldürmeyen her şey güçlü kılar (Türkçe video röportaj)

TRT “Türkiye’nin Sesi” Radyosu “Gönül Coğrafyasından Türkiye” programının konukları TRT TSR Bulgarca Masası'nın elemanları, Mütercim-Spikerleri Nuray Kurt ve Günay Özgür.

Bizi öldürmeyen her şey güçlü kılar (Türkçe video röportaj)

 

Sevda Mirze (sunucu): Merhaba, sevgili dinleyiciler ve seyirciler, TRT “Türkiye’nin Sesi” internet radyosunu dinliyor ve bizi TRT/Azerbaycan web sayfasından izliyorsunuz. Önce bunu söyleyim ki, TRT “Türkiye’nin Sesi” 38 dil, lehçe ve alfabede yayınlanan web sayfasından ve 37 dilde internet radyosu olan masalardan oluşuyor. “Gönül Coğrafyasından Türkiye” programında biz zaman zaman bu masaların çalışanlarını sizlerin huzuruna getiriyoruz.

  Bu gün programımızın konukları TRT “Türkiye’nin Sesi” Radyosu Bulgarca Masası'nın elemanları, Mütercim-Spikerleri Nuray Kurt və Günay Özgür'dür.

Günay Özgür (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Önce dinleyicilerimiz ve seyrcilerimizi Bulgarca selamlayalım; Здравейте уважаеми зрители и слушатели на емисията и излъчванията на Азербайджански език.

Nuray Kurt (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Здравейте.

Sevda Mirze (sunucu): Bulgarca Rusçaya benziyor.

Günay Özgür (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Öyledir. Bulgarca Rusçaya yakın bir dildir.

Sevda Mirze (sunucu): Bulgarca Masası ne zaman faaliyete başlamıştır?

Günay Özgür (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Kısaca tarihini böyle anlatabilirim. Bulgarca yayınlar aslında Türkiyede yapılan en eski yabancı dil yayınlarından biridir. İlk Bulgarca yayını Ankara Radyosu çerçevesinde yapılmıştır, 10 Kasım 1938’de Gazi Mustafa Kemal Atatürkün vefat ettiği günde. Beş dilde, İngilizce, Fransızca, Türkçe, İtalyanca ve Arapça yayınlar yapılıyordu, ayrıca Bulgarca da yayın yapıldı. İlk Bulgarca yayın o zaman gerçekleşti. Ondan sonra sürekli süreli yayınlar başlaması aslında 1940’dadır. Yine Ankara Radyosu çerçevesinde devam ediyordu. O zaman 15 dakikalık bir yayın vardı, haber ve müzikli, kısa dalgadan. O zaman bildiğiniz büyük eski radyolar vardı, oradakı kısa dalgaya (frekans) ayarlayıp dinlemek mümkündü. Daha sonra zamanla 1960’larda “Türkiye’nin Sesi” Radyosu kuruluyor. Orada Bulgarca devam ediyor, ayrıca bir kaç  dil daha ilave ediliyor. 1964 – 1965’ten sonra “Türkiye’nin Sesi”ne  7-8 dil daha ekleniyor. Onlar da yayın gerçekleştiriyor. 10-15 yıl sonra artık TRT’de Dış Yayınlar Dairesi kuruluyor. Bundan sonra Yabancı Dil Yayınları Ankara Radyosu'ndan alınıp “Türkiye’nin Sesi” Radyosu olarak Dış Yayınlar Dairesi içinde bu güne kadar devam ediyor.

Sevda Mirze (sunucu): Yani TRT Türkiye’nin sesini, siyasetini gerçekten yurt dışına aktarıyor.

  Bulgarca Masasında diğer elemanınız da var, onun da adını zikr edelim: Elfida Korkmaz.

  Siz Bulgarcayı biliyorsunuz. Kendinizin direkt Bulgaristanla bağlarınız var. Bir nesliniz, bir kökünüz neredeyse ora ile bağlantılıdır.

Nuray Kurt (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Evet, biz Bulgaristan’da doğduk ikimiz de. Zaten bu yayınları yapmak için kesinlikle o ülkede doğup, büyüyüp oranın eğitimini almak gerekiyor. Ben Bulgaristan’da doğdum, Kazanlık şehrinde, ilk eğitimimi de orda gördüm. Daha sonra burs kazanıp üniversiteyi Türkiye’de okudum. O yüzden Bulgarcaya hakimim. Başka türlü çok zor. Çünki Bulgarca grammer olarak da çok zor bir slav dili. Sonradan öğrenip de o dilde yayın yapmak gerçekten oldukça zor.  

Sevda Mirze (sunucu): Bulgarcanın alfabesi de farklı, kiril alfabesidir. Bu alfabeyi sonradan öğrenmek bile zor. “Bulgaristanda doğduk, o yüzden bu dile hakimiz” dediniz. Bence sadece dile değil de o ülkenin medeniyetine, kültürüne, ruhuna da sahip olmuşsunuz.

  Bulgaristan’da doğan, yaşayan Türklerin hayatı bir başka türlüdür, kaderinde bir göç vardır. Günay bey, siz nasıl geldiniz Türkiye’ye?

Günay Özgür (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Benim hikayem Nuray hanımdan farklı. Ben 1990’larda o büyük göç esnasında geldim. Ailem benden bir süre önce geldi. Liseye kadar Bulgaristan’daydık. Asgerliğimi bitirdikten sonra 1990’larda Türkiye’ye geldim. Benim hikayem tamamen bir muhacir hikayesidir, yani göç olarak Türkiye’ye geldik. Değişik yerlerde çalıştım. Sonra “Türkiye’nin Sesi”ne geldim.

Sevda Mirze (sunucu): Maalesef insanların kaderi genelde yönetimi idare edenlerle bağlı oluyor. O dönemde Bulgarıstan yönetiminde olanların siyaseti neticesinde bu olaylar oldu. Bu günle o gün arasında farklar nasıl?

Nuray Kurt (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Şu an Avrupa Birliği ülkesi Bulgaristan. Kesinlikle eski baskılar söz konusu olamaz, çünkü artık azınlık hakları korunuyor. Onlar Avrupa Birliği garantisi altındadır. Biliyorsunuz, o dönem zorla insanların ismi değiştirildi, din yasaktı ve bir çok insan da o yüzden göç etti. Ama benim ailem orda kalmayı tercih etti. Dedi ki “Benim olan benimdir, ne evimi, barkımı koyup kaçmam, ben burada sonuna kadar kalırım. Çünkü burası hem de benim vatanımdır, burası benim toprağımdır, istediğim dilde de konuşurum”. Gerçekten zamanla demokrasi gelince isimlerimizi geri aldık. Şu an Türklerin çok büyük bir partisi var orada; Halk ve Özgürlükler Partisi, mecliste de temsil ediliyor. Türklerin hakları kesinlikle korunuyor. Bu günle dün arasında çok büyük fark var.     

Günay Özgür (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Şunu da aslında ilave edebiliriz. İsim değiştirme bölümünden önceki hayatımızda, biz Bulgarlarla çok iyi anlaşıyorduk. Her hangi bir düşmanlığımız yoktu. Benim 10 arkadaşımdan beşi Bulgardı. Bu isim değiştirme olayları başladıktan sonra artık siyasetin etkisiyle  düşmanlıklar yaşandı. Aslında oradakı biz Türklerde bir dargınlık oluştu, bir küskünlük meydana geldi. Belli bir süreden sonra gitti. Bulgaristan’da demokrasi yerleşti, ülke Avrupa Birliği’ne girdi, şu an oradaki Türkler oldukca iyi durumdalar. Yani ülkenin her tür özgürlüklerinden yararlanabiliyorlar, bir çok yerde, mesela, benim doğduğum, büyüdüğüm Razgrad ilinin muhtarlıklarında, şehir yönetiminde bir çok yerde söz sahibiler. Yani oldukça iyi durumdalar. Artık dünden çok çok farklı.

Sevda Mirze (sunucu): Her kesin bir kaderi var bir ülkeden başka ülkeye taşınmakla ilgili. Bulgarıstan’dan Türkiye'ye geldiniz. Her işte bir hayır vardır. Zaten kök itibarile Türksünüz. Bu gün Türkün, Türkiye’nin siyasetini Bulgarıstan’a yaymaktasınız. Ama aklıma şöyle bir soru geliyor. Yakında Avrupa ülkeleri vardı. Bu gün bile insanlar Avrupa ülkelerinde yaşamaya can atıyor. Ama siz Türkiye’yi tercih ettiniz.

Günay Özgür (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Bulgaristandaki Türkler için Türkiye bir sembol, bizim tek ana vatanımız. Bildiğimiz budur. Bu yüzden her hangi bir İsveç, Avsturya, Almanya değil de, ana Vatana gelmeyi tercih ettik.

Sevda Mirze (sunucu): Türkiye’ye geldiğinize pişman değilsiniz.

Nuray Kurt ve Günay Özgür (Mütercim-Spikerler, TRT TSR Bulgarca Masası): Kesinlikle. Kendi vatanımızda, kendi istediğimiz yerdeyiz.

Sevda Mirze (sunucu): Bulgarca Masası diyoruz. Ne yapıyor Bulgarca Masası, seyircilerimize anlatsak. Türkiye’nin sesini dünyaya nasıl ulaştırıyor?

Günay Özgür (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): İki yayınımız var; radyo canlı yayını ve web sayfa  https://www.trt.net.tr/bulgarian/ adında. Türkiye saatiyle 15.00 – 15.30 arası yarım saatlik bir yayınımız var. Türkçe tüm dünya haberleri, basın özetleri, siyasi, turstik, mutfağa kadar bilgi veren diğer programları Bulgarcaya çevirip radyoda sunuyoruz. Web sayfamız tamam farklı. Burada sürekli gün boyunca haberler giriliyor, ayrıca basın özetleri, değişik konularda oldukça ilginç altyazılı videoları tercüme edip sayfaya yerleştiriyoruz. İzleyicilerimiz, dinleyicilerimiz bunları https://www.trt.net.tr/bulgarian/ sayfamızdan göre, okuyabilirler. Türkiye’nin güzel bölgelerini tanıtıyoruz. Gayet güzel programlarımız var.

Sevda Mirze (sunucu): Siz TRT “Türkiyenin Sesi” Radyosu Bulgarca Masasını kısaca anlattınız. Ama kendinizden az bahsettiniz. O yüzden size başka sorular yöneltmek istiyorum.

  Günay bey, çocukluk, genclik ve orta yaş dönemlerinde arzularınız.

Günay Özgür (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Çocukluk yaşlarında okulda bir çok etkinin altında kalarak bir çok değişik istek ve beklentilerimiz oluşuyor. Fakat çok da ciddi olmuyor açıkçası. Nasıl desem? İlk okul döneminde, mesela ben televizyon tamircisi olmak istiyordum, sonra da otobüs, kamyon sürücüsü. Liseye geçtikten sonra istek değişiyor, çünkü orada belli bir meslek üzerine yoğunlaşıyorsun, ya da yeteneklerinin biraz farkına varıyorsun. O yaşta benim isteğim tıp oldu.

Sevda Mirze (sunucu): Bugün halen içinizde kalmış mı?

Günay Özgür (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Evet. Aslında Bulgarıstan’da buna çok ciddi hazırlanıyordum, fakat göç olayları her şeyi değiştirdi. Arzularımı tam farklı bir yöne: yabancı dile yöneltti. O yüzden Türkiye’ye geldikten sonra belli bir şekilde yabancı dile yöneldim. En büyük hayalimse tıb mesleğiydi.

Sevda Mirze (sunucu): Bir bakarsınız evladınız hekim olur, arzunuz onunla gerçekleşmiş olur.

  Nuray hanım, insan hayatı, içindeki korkularla idrak eder. Sizin korkularınız neler?

Nuray Kurt (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Benim bir çok korkum vardır, her insanda olduğu gibi. Zamanla yaşımız ileriliyor. Şunu öğrendim ki, gerçekten bizi öldürmeyen her şey güçlü kılıyor. Ve bunlar korkuların üzerinde gidiyor. Benim en büyük korkularımdan birisi sevdiklerimi kaybetmektir. Oysa ki, bu hepimızin kaçınılmaz gerçeğidir, illah ki oluyor. Ama bu tür şeyler bizi olgunlaştırır, kesinlikle korksak da, korkmasak da, başımıza ne geliyorsa, ne yazıldıysa, geliyor, ben bunu öğrendim. O yüzden artık şunun kararını verdim; korkularımın üzerine mümkün olduğunca gitmek, ayakta kalmak. Çünkü başımıza her şey geliyor, gelebiliyor. Her şey biz insanlar için.

Sevda Mirze (sunucu): “Ölümden başka her şeyin ilacı vardır” derler.

  Bulgarca Masası elemanları da bir çok diğer masalar gibi hem de tercüme için resmi görevlere gidiyor. Cumhubaşkanlığına veya ülke dışına görevli olarak gidiyor ve tercümanlık yapıyorsunuz. Buna da biraz değinelim isterim. Bu tercümanlık görevleri sizi heycanlandırıyor mu? Nasıl geçiyor?

Günay Özgür (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Çok büyük bir heyecan. Çok sorumluluk, çok farklı. Yazılı tercüme yapınca kontrol etme şansın oluyor. Ama sözlü tercüme edince bu çok zor, anında tepki vermek zorundasın. İkili ilişkileri de ilgilendiren konular olduğu için kesinlikle çok hassas ve çok sorunlu. Senelerle Günay arkadaşımızla birlikte gittik Dış İşleri Bakanlığı, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığına, bir çok bakanlıklara v.s. 

Sevda Mirze (sunucu): Bu tercümeler sırasında hiç unutamayacağınız ilginç durumlar oldu mu?

Nuray Kurt (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Kesinlikle oldu. İleride de kitap çıkarmayı düşünüyoruz, bir kaç tercüman arkadaşla. Çok ilginç olaylara, tarihi anlara şahitlik ediyoruz. Şu anda değil, seneler sonra anlatırız.

Sevda Mirze (sunucu): Bir dildeki kelimeleri bazen aynı şekilde tercüme etmek mümkün olmuyor.

Nuray Kurt (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Ata sözleri işin içine girince bazen afallayabiliyorsun.

Günay Özgür (Mütercim-Spiker, TRT TSR Bulgarca Masası): Orada artık imrpovizasyon işin içine giriyor. Durumu kurtarmaya çalışıyoruz. Ata sözleri ve ya deyimlerini birebir veremediğin için mutlaka anlamını doğru vermeye çalışıyoruz. Mesela, “Atı olan Üsküdarı geçti” misalını birebir söylemek imkanı yok. O anda aklımıza gelen “Başarıyı elde eden, yoluna devam ediyor” gibi çeviriyoruz.

Sevda Mirze (sunucu): Aynı durumun tersi de vardır: Bulgarcadaki ata sözünün anında Türkçedeki karşılığını bulmak gibi.

  Biraz önce söylediğiniz kitap konusu, çok güzel bir fikir. Çünkü TRT “Türkiyenin Sesi” Radyosu'nun 38 dilde Masası var. Her Masada çalışan kişi de en az 3 dil biliyor. Yarın biz hayattan göçtükten sonra tüm bilgilerimizi de kendimizle toprağa götürmüş oluyoruz. Bu gün yaşadığımız, nefes aldığımız süre boyunca şahidi olduğumuz anları not edip, yazıp kitaplara dökmek kendimizden sonraki nesillere bırakmak adına çok mühim ve büyük bir iştir. Tercüme konusuna değinirken hem de onu vurgulamak istedim ki, farklı dil masalarında çalışan kişiler olarak bizler sadece haber çevirmek, onları Türkiye dışına aktarmak değil, önemli resmi görevleri de yerine getiriyoruz. Teşekkür ederiz size. Sağ olun.      

G-Благодарим ви. Довиждане.

N-Довиждане.

P.S. “Gönül Coğrafyasından Türkiye” programının bu bölümünün video çekim ve montajı Aycan Feren.                              



Әlaqәli Xәbәrlәr