Kürtler İhanete mi Uğradı?

​​​​​​​Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ün konuyla ilgili değerlendirmesini sunuyoruz. (Küresel Perspektif_52 (26.12.2018)

Kürtler İhanete mi Uğradı?

Kürtler İhanete mi Uğradı?

ABD Başkanı Trump, bir kez daha Suriye’den Amerikan askerlerini çekeceğini açıkladı. Umulur ki Sayın Trump Amerikan kurulu düzenine (establishment)a bir kez daha teslim olmaz. Dediği gibi, Suriye’deki Amerikan askerleri sağ salim evlerine dönerler.

ABD’nin bu kararı neden aldığı, gerçekten çekilip çekilmeyeceği, çekildiği takdirde bölgede başka türlü varlığını sürdürüp sürdürmeyeceği tartışılmaktadır. İsrail’in çekilme durumunda ne tür yayılmacı politikalar geliştireceği, emperyalist hevesini bir türlü kıramamış Fransa’nın, çekilmesi durumunda, ABD’nin yerine almaya gücünün yetip yetmeyeceği, çekilmenin İran, Rusya, Suriye Rejimi, Suud ve diğer Arap ülkelerinin politikalarını nasıl etkileyeceği gibi konular kuşkusuz meselenin mutlaka değerlendirilmesi gereken boyutlarıdır. Bununla birlikte ben bu yazımda uluslararası medyada meselenin daha çok Kürtlere dair veriliş tarzı üzerinde durmak istiyorum.

Batılı bazı medya organlarında ABD’nin çekilmesi, ABD’nin dünyanın jandarması olup olmadığı ve Suriye’de Kürtlerin yalnız bırakıldığı tartışmaları eşliğinde verilmektedir. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, müttefiklerin birlikte çalıştığı kesimlere güven vermesi gerektiği açıklaması da benzer bir yaklaşıma işaret etmektedir.

ABD dünyanın jandarması mı?

ABD dünyanın jandarması mı olmalıdır? Jandarma ifadesi belki çok uygun bir ifade değil. Ama esasen ABD de dahil, bütün ülkeler küresel adalet arayışına destek olmalıdır. İnsan hakları ihlalleri, kendi toplumuna yönelik toplu katliamlar, etnik temizlikler ülkelerin iç meselesi olarak görülemez. Biliyorum bu ifadeler ya da gerekçeler, küresel aktörler tarafından çoğu kez uluslararası müdahaleler için araçsallaştırılmış durumdadır. Bu durum, yine de etnik temizliğe varan insan hakları ihlallerinin ülkelerin iç meselesi olarak görülemeyeceği gerçeğini değiştirmemeli.

Kürtler bir kez daha ihanete mi uğradı?

Batılı bazı medya organları kendi toplumlarını PKK ve PYD’nin Kürtleri temsil ettiğine, belki ikna etmiş olabilirler. İkna edemeyecekleri bir tek kesim varsa o da herhalde Kürtlerdir. Çünkü Kürtler, PKK ve PYD terör örgütlerinin on yıllardır en fazla kendilerine zarar verdiğini hergün müşahade etmektedirler. Evet, Türk bebekler, kadınlar, gencecik Aybüke öğretmenler, siviller, polisler, askerler de şehit edilmiştir. Ama PKK’nın 40 binden fazla katlettiği insanın büyük çoğunluğu Kürttür. PKK Marksist, Leninist totaliter ideolojisine karşı çıkan, terörü bir yöntem olarak benimsemeyen Kürtlere ölümden başka alternatif sunmamaktadır.

PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD’nin uygulamaları da bundan farklı değildir. Kendisi gibi düşünemeyen Kürtlere ve Araplara yönelik yaptığı etnik temizliğin en yakın şahidi yine Kürtlerdir. PKK ve PYD teröründen kaçan Kürtlerin sığındığı yer ise, bu örgütlerin bütün çarpıtmalarına rağmen Türkiye’dir. Maalesef Batı basınında Türkiye’ye sığınan Kürt kadın, çocuk ve muhalif kesimlere yönelik haberler yok denecek kadar azdır. Batılı bazı yayın organlarında, kendilerine yönelik etnik temizlik yapanlar, gerilla, özgürlük kahramanları gibi gösterilse de, mazlum Kürt halkı bu gerçeğin farkındadır.

Türkiye’deki 4 milyon sığınmacı kimlerden oluşuyor?

Birkaç yüz bin Suriyeli mültecilerin Batılı ülkelere gitmesiyle Batılı demokrasilerin ne büyük bir neo nazizm ve neo faşizm tehdidi altına girdiği, bu tehdidin gittikçe arttığı bilinmektedir. Türkiye ev sahipliği yaptığı 4 milyon sığınmacı ile Batılı demokrasiler için adeta bir tampon görevi görmektedir. Peki, Batılı bazı merkezler ısrarla PYD ile Kürtleri özdeşleştirirken acaba bu 4 milyon insan kimlerden oluşuyor? İçlerinde Hristiyanlar ve Türkmenler de bulunmakla birlikte, tabii ki büyük çoğunlukla Suriyeli Araplardan ve Kürtlerden. Bu gerçek açıkça ortada iken bu merkezler tarafından PYD teröründen kaçanlar değil, PYD Kürtlerin temsilcisiymiş gibi görülüyor.

Batı’da sağduyu kalmadı mı?

Bazılarınızın, “efendim, gerçek ne olursa olsun, Batılı istihbarat ve haber kanalları tarafından, Batılı halklar, PYD’nin Kürtlerin temsilcisi olduğuna ikna edilmiş durumda. Boşuna yazıyorsunuz” dediğinizi duyar gibiyim. Kısmen haklı olabilirsiniz. Ama yine de Batı da dahil bütün ülkelerde, emperyalizm değil, değer endeksli bir dünya arayışında olan, sağduyusunu istihbarat servislerinin çıkar endeksli haberlerine teslim etmemiş insanlar da vardır. Kısa vadede olmasa da, uzun vadede dünyayı şekillendiren bu sağduyulu insanların çabalarıdır. Bu nedenle onların gerçeği bilmeleri haklarıdır. Nasıl ki DEAŞ Arapları, Hitler Almanları temsil edemez se, PYD de Kürtleri temsil edemez. Hiçbir halk bir terör örgütü ile özdeşleştirilemez. Böyle bir özdeşleştirme öncelikle o halka yönelik ağır bir hakarettir.

Sonuç olarak ortada bir ihanet ya da yarı yolda bırakılmışlık varsa, bu Kürtlere değildir. PKK, PYD, DAEŞ ve Suriye rejiminin cenderesi altında ezilmekte olan Kürt halkı, ABD’nin çekilmesinden neden rahatsızlık duysun? Bölgedeki terör örgütlerini zayıflatacak her türlü gelişmeden en fazla onlar huzur bulacaklardır. Bu nedenle ortada kalan Kürtler değil, çağdışı ideolojilerini Kürtlere zorla kabul ettirmek ve boyun eğmeyenleri ortadan kaldırmak için her türlü yöntemi kullanan terör örgütleridir.

   Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ünkonuyla ilgili değerlendirmesini sunduk.



Әlaqәli Xәbәrlәr