“Birçok defa bu musıkînin (Türk Musıkîsinin) tam haysiyetini bulamıyoruz. İşte bu dinlediğimiz musıkî hakiki bir Türk musıkîsidir ve hiç şüphesiz yüksek bir medeniyetin musıkîsidir. Bu musıkîyi dünyanın anlaması lazımdır...”
Mustafa Kemal Atatürk



Müzik, türü ne olursa olsun, hangi dilden konuşursa konuşsun, evrenselliğiyle her zaman insan ruhuna hitap eder. İnsanı duygu dünyasında gezintiye davet eder; kâh dehlizlerde saklar, kâh doruklara çıkarır… İlk nefesten son nefese, ömürlerinin her safhasında müzikle iç içe yaşayan Türkler ise her duyguyu şarkılarla, türkülerle yoğurmuş, bağırlarının tam ortasında uçsuz bucaksız bir umman yaratmıştır: Türk Müziği…

Kökleri asırlar ötesine inen, Türk coğrafyasının dört bir yanına uzanan, her daim taze filizlerle sürekli yenilenen Türk Müziğine en korunaklı çatılardan biri de hiç kuşkusuz Türkiye Radyo Televizyon Kurumu olmuştur. Türk Müziğinin son yüzyıldaki gelişimi adeta TRT çatısı altında gerçekleşmiştir. Türkiye Radyoları, Cumhuriyet’in eğitim kurumlarını henüz açmadığı dönemde, Türk Müziğine konservatuar ciddiyetiyle kucak açmış, okul olmuştur. Abide eserleri toplamış, kaybolup gitmesini önlemiş, Türkiye’nin en zengin THM ve TSM repertuarlarını oluşturmuş, doğru ve güzel icralarla geniş kitlelerle buluşturmuştur. Ayrıca birbirinden değerli saz ve ses sanatçıları yetiştirmiş ve onları istihdam etmiştir. TRT’nin, Türk Müziğine göz ardı edilemeyecek bir başka önemli katkısı da; yetiştirdiği sanatçı kadrolarıyla, diğer eğitim kurumlarının öğretim kadrolarını oluşturmasıdır.

Değişen koşullar, gelişen teknoloji, farklılaşan dinleyici-izleyici istekleri doğrultusunda, zamanın gereği olarak düşünülse de, popüler kültürün gelip geçici zevk ve heveslerine heba edilmeyecek bir hazineye sahip olduğumuzun unutulmaması gerekiyor. TRT, Türk toplumuna karşı üstlendiği sorumluluğu, bugün yüzlerce televizyon ve radyo kanalıyla paylaşıyor. Bu nedenle Türk Müziğinin, özellikle radyo ve televizyon yayınlarında doğru ve güzel icralarla sunulması için hepimizin çaba harcaması, özen göstermesi lazım.

Bestekârından söz yazarına, ses ve saz sanatçısından akademisyenine, öğrencisine, medya temsilcilerinden sivil toplum örgütlerine, kamu yöneticilerine kısacası Türk Müziğine gönül ve emek veren herkesi bir araya getiren, onların görüşlerine her zaman itibar eden Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, “Yayıncılıkta Türk Müziği” konulu sempozyum ile bu iki camiayı çok daha geniş bir katılımla buluşturuyor. “Yayıncıların Türk Müziğine Bakışı ve Sorumluluğu”, “Popüler Kültürün Türk Müziğine Etkisi” ve “Yayıncılıkta Telif Hakları Sorunları” başlıklı oturumlarla, Türk Müziği için söyleyecek sözü olan herkesi aynı çatı altında topluyor.

Türk Müziğine yuva olan İstanbul Radyosu’nda, 11-12 Mart 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan bu organizasyonla Türk Müziğinin sorunları ve bu sorunlara çözüm önerileri, farklı bakış açıları ve görüşlerle değerlendirilecek. TRT yayınlarıyla kamuoyuyla da paylaşılacak olan “Yayıncılıkta Türk Müziği” sempozyumu, hem yayıncılık, hem de müzik camiasına yeni ufuklar açacak, iki sektörün aynı hedefte birleşmesiyle gücüne güç katacaktır.


Güven AKSU
Şubat 2010
Ankara