Yayına Giriş: 31.08.2009 18:09:36
Güncelleme: 31.08.2009 18:09:36
Bugüne kadar yapılan en kapsamlı güneydoğu illeri araştırmasından çok ilginç sonuçlar çıktı.
BİLGESAM tarafından yapılan ve "Güneydoğu Sorununun Sosyolojik Analinize Yönelik Araştırma" adı verilen saha araştırması, 10 binden fazla kişiyle yüzyüze görüşülerek gerçekleştirildi.
Çalışmada, demokratik açılım sürecinde sağlıklı veri olarak kullanılabilecek, çok önemli bulgular da var.
BİLGESAM Başkan Yardımcısı Sadi Bilgiç, Bilge Adamlar Strateji Merkezi, BİLGESAM, 19 il ve yoğun göç alan İstanbul ile Mersin’in banliyölerinde, çok önemli bir araştırmaya imza attı. 10 bini aşkın kişiyle yüzyüze yapılan anketlerle gerçekleştirilen araştırmanın konusu; "Güneydoğu sorunu." dedi.
Araştırma, konuya ilişkin en kapsamlı çalışma olma özelliğine sahip. Ve gerçekten de birbinden çarpıcı sonuçlar içeriyor. Özellikle de bölgeye ve bölgede yaşananlara dair klişeleri çürütmesi açısından...
TRT’ye araştırmayla ilgili bilgi veren BİLGESAM yetkilisi, önemli bir konuya parmak basıyor. Bölge halkının çok büyük bölümünün ’Türkiye’nin birliğinden yana’ olduğunu vurguluyor.
Bilgiç, "Yaklaşık yüzde 32 civarında sadece kültürel hak taleb eden ve yüzde 53-54’lük kısmında da mevcut durumdan memnuniyet olarak ifade edebileceğimiz etnik anlamda, etnik bilinç ve ayrılıkçı düşünce anlamında bir farklılaşma olmadığını tespit ettik." dedi.
Bağımsızlık talebini dile getirenler ise bölgede yaşayan Kürt kökenli vatandaşların küçük bir bölümü.
"Yüzde 9,7 oranında bir bağımsızlık talebi, yüzde 5 civarında da federasyon talebi olduğunu gördük." şeklinde konuşan Bilgiç, Peki ’ayrılıkçılık duygusu ile eğitim düzeyi arasında nasıl bir ilişki var?’ BİLGESAM’ın araştırması "eğitim yükseldikçe bağamsızlık arayışı azalır" savının doğru olmadığını söylüyor.
Bilgiç, "Liseyi bitirdikten sonra, üniversiteyi bitirdikten sonra ayrılıkçı fikirler tamamen düşüyor azalıyor gibi bir resim de sözkonusu değil. Yani mesela ayrılıkçı düşünce en çok lise mezunlarında görülüyor... En düşük seviye de ilköğretim mezunlarında görülüyor." dedi. Bilgiç, bu verinin, bölgede eğitim kurumlarının yapısının ve eğitim içeriğinin tekrar gözden geçirilmesini zorunlu kıldığını anlatıyor.
Araştırmadan çıkan başka bir bulgu ise ’ekonomik gerçeklerle’ ilgili. Buna göre çok fakirlerden ya da çok zenginlerden değil, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne asıl destek, ortalama gelire sahip kesimlerden geliyor.
Sadi Bilgiç, "Sadece rafahı artırırsak, zenginleştirirsek ayrılıkçı fikirler efendim sona erer, biter. Tek başına bu istikamette alınan tedbirlerin sorunu çözücü olmadığını, bu rakamlar haykırıyor."
Bilgiç bölgede Devlet tarafından yapılan olumlu hizmetlerin halka daha çok duyrulması gerektiğini, ancak bu konuda yetersiz kalındığını bildiriyor. Buna karşın her geçen gün güven kaybeden bölücü örgütün, çeşitli kitle iletişim araçlarını yoğun bir biçimde kullanarak, halkı etkilemeye çalıştığına da dikkat çekiyor.
Demokratik açılımın bölgede büyük bir ümit havası oluşturduğunu hatırlatan Bilgiç, bir cümlenin altını ısrarla çiziyor: Süreç sabır sürecidir, ümitlerin kırılmasına asla izin verilmemeli.