Avrupa Müslüman Aydınlar Kongresi

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ün konuyla ilgili değerlendirmesini sunuyoruz. (Küresel Perspektiv_46 (14.11.2018)

Avrupa Müslüman Aydınlar Kongresi

 Geçen haftaki makalemizde “Avrupa İslamı”nı değerlendirmiş ve bu hafta devam edeceğimizi ifade etmiştik.

Avrupa İslamı bağlamında, Batılı bazı yazar ve devletlerin daha çok kendileri açısından meseleye yaklaştıklarına ve meseleyi güvenlikçi bir boyuta taşıdıklarına değinmiştik. Oluşturdukları İslam Konseyi gibi kurullarla, kendilerince sorun olarak gördükleri konuları gündeme getirmektedirler. Esasen bu ve benzeri kurulların yapısı, üyeleri ve ortaya konan görüşler çoğu kez Müslümanlar tarafından benimsenen ya da sorun olarak görülen unsurlar olmayabilmektedir. Eğer böyle ise Müslümanların kendi gündemlerine daha fazla hakim olmaları, daha yüksek sesle kendilerini ifade etmeleri beklenir.

  Kuşkusuz Batı’da yaşayan Müslümanların kendi gündemlerine hakim olmak için yaptıkları ve yapabileceklerini söyledi bir çok çalışma bulunmaktadır. Ben bunlardan sadece önemli gördüğüm sadece Müslüman Aydınlar kongresine değineceğim.

 Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ün konuyla ilgili değerlendirmesini sunuyoruz.

Küreselleşme süreçleri ve emperyalist amaçların yarattığı mağduriyetler nedeniyle (Suriye’de olduğu gibi) yoğun bir biçimde insani göçler yaşanmaktadır. Bu süreçte, eskiden uzak diyarlarda folklorik bir unsur olarak görülen farklı yaşam biçimleri artık daha fazla iç içe geçmiş durumdadır. Bu iç içe geçme hali, belirli oranda bir belirsizlik, endişe, korku ve tepki yaratmaktadır. Böyle ortamlarda, göçle gelenlerin kendilerini daha fazla ifade etmeleri, hem istemedikleri gündemlerle karşılaşmamak hem de kendilerinden duyulan endişeyi azaltmak açısından son derece faydalı olacaktır.

Bu çerçevede Avrupa’da yaşayan Müslüman aydınlar, bir platform oluşturarak, yıllık olağan kongreler yapabilirler. Bu kongreler Paris, Londra, Berlin, Brüksel gibi her yıl bir Avrupa başkentinde yapılabilir. Kongreler Müslümanların kendilerini daha iyi ifade etmelerine yarayacak konularda olabileceği gibi Avrupa’nın ya da insanlığın yoğun olarak tartıştığı konularda da olabilir. Bu bağlamda terör, ırkçılık, islam karşıtlığı, ifade özgürlüğü, eğitim, aile, gençlik, birlikte yaşama, uyuşturucu kullanımı, okul cinayetleri, çocukların ailelerinden zorla alınması gibi konular ilk akla gelenlerdendir.

Kongrelere Müslüman aydınların yanısıra, ilgili önde gelen isimlerin, kongrenin yapıldığı şehrin vali/belediye başkanlarının, o ülkenin ilgili kurumlarının ve devlet yetkililerinin de katılımı son derece yerinde olacaktır. Böylelikle kongrelerin Müslümanlararası kapalı bir kongre olmaması sağlanmış olacaktır. Sorunlar ortak ise, sorunlara coğrafyanın paylaşıldığı farklı kesimlerle birlikte çözüm arayışı daha sağlıklı sonuçlar üretecektir.

Kongrenin, her yıl bir bildiri yayınlaması, hem neleri sorun olarak gördüğünü ortaya koyması hem de kendileri için çözümün ne olduğunun ifade ederek yol göstermesi açısından son derece yerinde olacaktır.

Neden Müslüman Aydınlar?

Kuşkusuz bu tür kongreler Müslüman din adamları, sivil toplum örgütleri temsilcileri, iş, kültür, siyaset adamları arasında da düşünülebilir. Onlar arasında da olması faydalı olacaktır. Bununla birlikte bir toplumda aydınlar o toplumdaki farklı kesimlerle ortak mekânlarda buluşabilen, onlarla daha rahat diyalog kurabilen kesimlerdir, ya da öyle olmaları beklenir. Diğer taraftan kongrelerde konuşulacak konuların dini, sosyolojik, psikolojik, kamu kurumları, siyasal, ekonomik, kültürel vb pek çok boyutu olacaktır. Bu nedenle kongrenin aydınlar kongresi olması ve alt oturumlarda din adamlarına, sivil toplum örgütlerinin temsilcilerine, iş, kültür, siyaset adamlarına yer verilmesi daha doğru olacaktır.

Kongrenin olası katkıları

Müslüman aydınların, ilgili devlet yetkililerinin ve ilgili tarafların katıldığı böyle bir kongre birçok açıdan olumlu sonuçlar üretebilecektir.

Müslüman topluluklar açısından: Avrupa’da yaşayan Müslüman aydınlar maalesef sıklıkla ortak platformlarda biraraya gelmemektedirler. Daha çok bölgesel, ülkesel, dini örgütler gibi platformlarda kendilerini ifade etmektedirler. Avrupa’da sorunlar ortak olmakla birlikte, çözümler daha çok farklı gelenekler, ülke tecrübeleri ve yerel örgütler içerisinde aranmaktadır. Kongre öncelikle Müslüman aydınlara kendi sorunlarını detaylı bir şekilde tartışma fırsatı verecektir. Müslümanlar aidiyet bağlamında ülke, ideoloji, etnik, mezhebi, seküler, cemaat aidiyetleri olarak çok parçalı bir halde yaşamaktadırlar. Bazıları geldikleri ülkeler için anlamlı olan çözümleri, gelenek ve görenekleri olduğu gibi Avrupa’ya, (ABD’ye, Avrustralya’ya) taşıma eğilimindedir. Böyle bir kongre, meselelere ortak bir üst bakış, bir yaklaşım geliştirmek için anlamlı sonuçlar üretebilecektir.

Diğer taraftan böyle bir kongre ya da platform, Müslümanlar adına konuşma yetkisi olabilecek isimlerin öne çıkmasına katkı sağlayacaktır. Kongre, başkalarının değil, Müslüman aydınların kendileri için neyi sorun olarak gördüklerini ve çözüm olarak ne önerdiklerini belirleme fırsatı vereceği için kendilerinin dışında bir çözüm arayışını da zayıflatacaktır.

İlgili devletler açısından: Ülkelerinde daha fazla Müslüman barındıran devletlerden bazıları anlama, çözüm üretme niyetiyle, bazıları ise asimile ve manipüle etme amacıyla Müslümanları ilgilendiren meseleleri gündemlerine almaktadırlar. Böyle bir kongre birlikte yaşamanın getirdiği fırsat ve sorunları yakından görerek iyi niyetle çözüm üretmek isteyen devletlere de yardımcı olacaktır. Bilerek ya da bilmeyerek Müslümanlar adına sorun tanımlama ve onların benimsemediği çözümler üretme, daha doğrusu dayatma reflekslerine ket vuracaktır.

İçerisinde yaşanılan toplum açısından: Tarihlerinde çok fazla farklılıklarla bir arada yaşama deneyimi olmadığından, Batılı ülkelerde devlet dışı aktörler, sivil toplum örgütleri, aydınlar, bireyler Müslüman topluluklara dair doğal olarak bir merak, bir endişe içerisinde olabilirler. Müslüman aydınların kongre aracılığıyla kendilerini, görüşlerini, güncel olaylara dair bakış açılarını daha fazla açık etmeleri bu endişe ve meraka da bir ölçüde yanıt olacaktır. Kendilerine dair taşınan endişelere Müslüman aydınlar tarafından doğrudan yanıt verilmez ise, bu endişelere başkaları tarafından mutlaka bir şekilde ve çoğu kez yanlış olarak yanıt verilecektir.

Bu tür kongreler, sadece Avrupa bağlamında değil, Müslümanların göçle geldiği ya da yaşanılan toplumda Müslümanların azınlıkta olduğu bütün coğrafyalarda anlamlı pratikler ve kavrayışlar üretebilir. Bu bağlamda, Afrika, Balkanlar, Avustralya vb yerlerde de Müslüman Aydınlar Kongresi düşünülebilir. ABD’de ise, tam olarak bu anlamda olmasa da, yapılan bazı kongreler benzer bir işlev görmekte ve katkı sunmaktadır.

 



Әlaqәli Xәbәrlәr