Ya İzmihlal, Ya Küresel Adalet

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ün konuyla ilgili değerlendirmesini sunuyoruz.

Ya İzmihlal, Ya Küresel Adalet

  Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret Bülbül’ün “Ya İzmihlal, Ya Küresel Adalet” adlı değerlendirmesini sunuyoruz.

20. yüzyıl, insanlığın en fazla vahşetle karşılaştığı bir yüzyıldır. Bünyesinde tarihin en kanlı iki savaşını; sadece insanları değil, atıldığı yerlerdeki bütün canlı türlerini de yok eden atom bombalarını taşımaktadır.

2 Dünya savaşı sonrasında kurulan düzen, yaşanılanlardan dersler çıkarılarak, savaşları gereksiz kılacak bir barış ya da huzur düzeni değildir. Sahip olduğu pozisyonları koruyacak bir galipler düzenidir. Uluslararası para sisteminin ifadesi olan ve Amerikan Dolarını dünyanın temel parası haline getiren Bretton Woods sistemi, BM düzeni galiplerin kurduğu düzeni sürekli kılacak düzenlemelerdir.

Soğuk savaş döneminde görece olarak iyi işlemiş Bretton woods sistemi de BM düzeni de bugün çatırdıyor.

Esasen kendisi de bir koalisyon olan BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi olan ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin arasındaki küresel güç dağılımı değişiyor.

İki kutuplu dünyanın sona ermesi ile küresel aktörler, farklı küresel kombinasyonlarla ya da koalisyonlarla mevcut düzeni sürdürmeye çalışıyor. Adalete dayanmayan küresel koalisyonların Irak’da, Afganistan’da, Bosna’da, Kırım’da, Suriye’de, Arakan’da nasıl kurulduğunu, nasıl kurulamadığını ya da geç kurulduğunu hep birlikte gördük.

Soğuk savaş döneminin uzantısı olan küresel düzene, küreselleşme süreçleriyle her şey daha görünür ve bilinir hale geldiği için gün geçtikçe eleştiri düzeyi artmaktadır. Bu bağlamda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan, her fırsatta, dünyanın beşten büyük olduğunu vurgulamaktadır. Küresel iletişim ve bilişim, kapalı toplumları ve her türlü adaletsizliği sürdürülebilmenin maliyetini gün geçtikçe artırıyor. Her türlü bilgiye rahatlıkla ulaşılabildiği ve adaletsizliklerin açıklıkla gözlenebildiği bir küresel durumda, soğuk savaş düzeni sürdürülemez.

Bugün “eski halin” muhal, belirsiz olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Gelinen noktada, Türkçemizde ifadesini bulan “eski hal muhal, ya yeni hal ya da izmihlal” durumu ile karşı karşıyayız. Evet, eski hali sürdürmenin maliyeti gittikçe artmaktadır. Ama küresel aktörler tarihlerinde olmadığı kadar, sadece insan soyunu değil, bütün canlı türlerini yok edecek kimyasal silahlara, hidrojen bombalarına sahiptirler. Bugün belirtileri gözlemlendiği şekilde, dengesiz bir siyasal liderlik söz konusu olduğunda bütün dünyanın geleceği tehdit altında demektir. Soğuk savaş düzeninin sorgulandığı ama yeni halin henüz kurulmadığı bir ortamda, yeni bir yokoluş tehdidi ile karşılaşmamak için bütün insanlığı tehdit altında bırakabilecek bu silahlardan kurtulmak ve soğuk savaş sonrası düzenin barış ve huzur getirebilmesi amacıyla her alanda küresel adalet koalisyonları kurmalıyız. Adalet de adaletsizlik de bulaşıcıdır çünkü.

Küresel adalet için koalisyon arayışlarını sadece devletler düzeyinde düşünmemek gerekir. Dünyanı geleceğini aradığı bir dönemde hayatın bütün alanlarında, her düzeyde küresel adalet koalisyonları için çaba gösterilmelidir. Akademisyenler, İş dünyası, meslek örgütleri, sendikalar, barolar, düşünce kuruluşları, sivil toplum örgütleri, spor, sanat, edebiyat çevreleri, entelektüeller, öğrenci toplulukları kendi aralarında küresel adalet koalisyonlarının bir parçası olabilirler. Bu doğrultuda öncelikle birbirlerini tanıma ve işbirliğine yönelik faaliyetleri artırıp daha sonra seslerini birlikte yükseltebilirler. Eskiden soğuk savaş döneminde çoğulculuğun olmadığı bir soğuk savaş medyası karşısında farklı arayışlar pek mümkün değildi. Şimdi gelişen iletişim ve bilişim teknolojileri, artan insan seyyaliyeti her alanda farklı ülkelerden insanlar arasında işbirliğini mümkün kılmaktadır. Öğrenci isek her tarafta artık yeterince uluslararası öğrenci var. İşadamı isek zaten küresel düzeyde ilişkiler kurmaktayız demektir. Her alanda böyle bir arayış içinde olmalıyız.

Tehdit oldukça yakın, yakıcı ve küresel iken, yerel kalınarak küresel sonuçlar elde edilemez. Müslüman Hristiyan, Yahudi, Ateist, Budist.. hangi inanç, ideoloji, dünya görüşünden olursak olalım, karşı karşıya olduğumuz riskin boyutunu düşünerek küresel adalet koalisyonları içerisinde hep birlikte geleceğimize sahip çıkmalı, maşeri vicdanı öne çıkarmalıyız.

Dönem dönem bu durum başarılabilmektedir. ABD’nin tek taraflı Kudüs kararına karşı, BM Güvenlik Kurulu’nda yansımasını bulduğu şekilde bütün ülkelerce gösterilen ortak tavır, hunharca katledilen Suudi Gazeteci Kaşıkçı cinayetine karşı dünya çapında gösterilen tepki, insanlığın ortak duyuşunun, duruşunun mümkün olduğunu gösterip bize umut veriyor.

Benzer şekilde, konu bazlı küresel adalet koalisyonları kurulabilir. Kudüs, Arakan, Suriye, İnsan hakları, islamafobi, ayrımcılığa karşı iş birliği, Neo Nazizme, Faşizme, kimyasal silahlanmaya, küresel tekelciliğe karşı ortak tavır bu konulardan bazıları olabilir.

Her düzeyde küresel adaletsizlikleri deşifre etmeli, buna karşı küresel adaleti talep etmeli ve zorlamalıyız. Hangi dinden, dilden, ırktan, inançtan, ideolojiden olursak olalım, kimden gelirse gelsin zülmü mahkum eden küresel düzeyde söylemsel bir üstünlük inşa edemez isek, izmihlal kaçınılmazdır. Çünkü tek bir devletin, kesimin, toplumun tek başına küresel saldırıları durdurabilmesi mümkün değildir.

Bügün yeni bir küresel düzenin henüz kurulmadığı bir dönemdeyiz. Dünya adeta arafta yaşıyor. Daha adil bir dünya düzeni için fırsatımız var. Adalet yolunda alınabilecek bütün yolları kat etmek için bütün bir insanlık olarak maksimum çaba göstermeliyiz. Yoksa yarın, adalete dayanmayan yeni dünya düzeni, eskisi gibi yanlış kurulduğunda, ya da küresel aktörlerden biri, insanlığı yok edecek bombaları ateşleyip kıyameti zorladığında, çok geç olabilir.



Әlaqәli Xәbәrlәr