Yeryüzünü İstila Hareketi Olarak FETÖ

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ün konuyla ilgili değerlendirmesini sunuyoruz. (Küresel Perspektif (29) programı)

Yeryüzünü İstila Hareketi Olarak FETÖ

  Bir önceki yazımızda, 15 Temmuz’da yaşananlara, FETÖ’nün ne olduğuna, örgüt elemanlarını ailelerinden, toplumdan ve genel kabul görmüş islami değerlerden kopararak nasıl yetiştirdiğine değinmiştik. Zor ve uzun soluklu bir eğitim sürecinden sonra örgüt üyelerinin amaca ulaşmak için her şeyi yapabilir hale geldiklerine işaret etmiştik.

  Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ün konuyla ilgili değerlendirmesini sunuyoruz.

FETÖ’nün örgütlenme yöntemi

  Gizli ve “kutsal” bir inanışla yeniden formatladıktan sonra, FETÖ, üyelerini, örgütün oralara da yayılması için başka ülkelere gönderir. Bu ülkelerdeki yapılanmaları Türkiye’deki ilk yıllardaki yapılanmaları gibidir. Önce okul açarak, sivil toplum örgütleri kurarak son derece sivil ve gönüllü kuruluşlarmış gibi görünerek örgütlenmeye başlarlar. Bu süreçte iki şeyi amaçlarlar. Bulundukları ülkelerde kendilerine yeni örgüt elemanları yetiştirmek, yetiştirdikleri insanları o ülkenin en stratejik kurumlarına yerleştirmek. Böylelikle o ülkelerin yönetimlerini gizli bir biçimde, görünmeksizin ele geçirmek. Biraz dikkatli bakanlar, FETÖ okullarından mezun olanların bütün ülkelerde istihbarat servisleri, askeri ve emniyet kurumları, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Merkez bankası gibi stratejik kurumlara ağır ağır sızdıklarını (yerleştiklerini) fark edeceklerdir. FETÖ yöntemlerini bilmeyenler, elemanlarının bu kurumlara liberal, sosyalist, Hristiyan, laik gibi farklı (o ülkede, o kurumda geçerli siyasal ideoloji her ne ise) görünümle sızdıklarından bu durumun farkına varamayacaklardır. Çoğu kez farkına vardıklarında ise iş işten geçmiş olacaktır.

FETÖ Sadece Türkiye için mi tehdittir?

  Gerek liderlerini “kainat imamı” olarak konumlandırmalarından ve gerekse dünyanın bütün ülkelerinde örgütleme çabasından FETÖ’nün sadece Türkiye’yi hedefleyen bir örgüt olmadığı açıktır. Örgütün 170’den fazla ülkede örgütlü olduğu ifade edilmektedir. Kaç ülkede örgütlü olduklarını net biçimde söylemek mümkün değildir. Çünkü kendi isimleri ile açık değil, farklı isimlerle gizli bir örgütlenme biçimi yürütmektedir. Bu ülkeler çoğunlukla Müslüman ülkeler de değildir. Türkiye, bu örgütün gizli amacını bildiği ve gerekli önlemleri aldığından örgüt, artık kendisini gerçek yüzünü bilmeyen ülkeler için daha büyük bir tehdittir. Bazı ülkelerde, sahtekar bir şekilde, örgüt hala sivil ve gönüllü kuruluşlar görünümü ile örgütlenmeye, sapkın inanışlarına yeni elemanlar kazandıracak okullar açmaya devam etmektedir. Çok acı, kanlı ve büyük bedeller ödenerek elde edilmiş Türkiye tecrübesi, daha ağır bedeller ödememeleri için, almak isteyenlere, açık bir derstir.

FETÖ tehdidi bitti mi?

  Birkaç yıl önce bugünler hayal bile edilemezdi. FETÖ’nun oluşturduğu korku imparatorluğu nedeni ile insanların yaşadıklarını anlatmaları, FETÖ tarafından maruz bırakıldıkları komploları ifşa etmeleri bile mümkün değildi. Öncelikle bugünler için şükretmek gerekiyor.

  FETÖ en büyük gücünü, insanların insan olmasından kaynaklanan iyi niyetinden alıyordu. İnsanlar görünürdeki yüzlerine inanarak örgüte büyük destekler veriyordu. Artık örgütün kendisini gizleme, farklı görünme taktikleri, sinsi planları, ölümü, öldürmeyi, her türlü komployu meşru gören sapkın inanışı biliniyor. Türkiye ve dünya için en büyük kazanım örgüte dair oluşan, çok büyük bedeller ödenerek elde edilen bu farkındalıktır.

  Türkiye’nin ve Türk halkının ortaya koyduğu insan üstü gayret ve örgüte dair oluşan farkındalık nedeniyle pek çok ülkede örgütün kurumsal kapasitesi çökertildi. Toplumsal farkındalık ve örgüt kapasitesinin çökertilmesi nedeniyle artık örgütün darbe yaparak bir sistem kurma kapasitesi yok. Bununla birlikte, sistem kurma kapasitesi ortadan kaldırılmış olsa da örgütün hala yıkma, yok etme kapasitesi bulunmaktadır. Kumandası Pensilvanya’daki örgüt liderinde bulunan katil robotlar, birer canlı bomba olarak FETÖ’nün çalışmalarının bulunduğu dünyanın bütün ülkelerinde dolaşıyorlar. Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmek için, Bir FETÖ teröristinin Rus Büyükelçi Karlov’u öldürmesi gibi, terör cinayetleri gerçekleştirme kapasiteleri hala var. Bu tehdit sadece Türkiye’de değil, faaliyet yürüttükleri bütün ülkeler için devam etmektedir. Pek çok ülkede, siyasal sistemlerin en önemli merkezlerinde uyuyan ve talimat bekleyen hücreler olarak varlıklarını sürdürmektedirler.

  Son olarak, evet insan görünümlü, bebek yüzlü katil robot programı ve programcısı tespit edilmiş durumdadır. Ama faaliyetlerini gizli yürüttükleri ve kimliklerini gizledikleri için kim oldukları tespit edilemediğinden katil robotlar aramızda dolaşmaktadırlar. Ayrıca bu zehirli programdan etkilenmiş tüm dünyadan yüzbinlerce insan bulunmaktadır. İradesi, kullanma yetkisi ABD’deki terörist başına teslim edilmiş bu insan görünümlü robotların tekrar özgür, bağımsız, düşünebilen insanlara dönüşebilmesi için tüm dünyadan psikologların, sosyologların, tıp doktorlarının, din adamlarının yeni ve yaratıcı çalışmalarına ihtiyaç vardır. Katil robotları tekrar insanlaştıracak bir çözüm bulunmadığı sürece hiçbir kişinin, ülkenin, toplumun geleceği güvende değildir. Diğer taraftan, katil robotlar, statik olmayıp, kendilerini yenileme kapasitesine haizdirler. Yerel, ulusal, küresel pek çok aktörle uyumlu çalışabilme yeteneğine sahiptirler. Bugün küresel bazı aktörlerle, istihbarat örgütleri ile son derece uyumlu çalışabilmektedirler. Bu nedenle bu aktörler katil robotların sürekli kendilerine itaat edeceklerini düşünmektedirler. Bu örgütün tarihine bakıldığında, hiçbir ülke ile hiçbir zaman kalıcı ilişki kurmadıkları, onlar için aslolanın kendi programları olduğu açıktır. Bu nedenle, bugün sadece kullanma ilişkisi içinde olsalar da, uzun vadede, FETÖ kendisini kullandığını düşünen küresel aktörler ve istihbarat servisleri için de tehdittir. İçerisinden çıktıkları ailelerine, topluma, ülkelerine sadakati olmayan robotların küresel istihbarat örgütlerine ya da bulundukları ülkelere sadık kalacaklarını düşünmek sadece körlüktür.

  Başka hiçbir şey yapmamış olsa bile, Türkiye ve dünyayı bekleyen böyle bir istilanın cesurca karşısında durduğu, kendisinin ve ailesinin hayatı pahasına bu konuda dünyada farkındalık oluşturduğu için Türkiye ve Dünya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çok şey borçludur.



Әlaqәli Xәbәrlәr