ULU ÖNDER ATATÜRK


Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı imparatorluğunun çöküşünün hızlandığı çalkantılı ve üzüntülerle dolu bir yüzyılda, 1881 de Selanik’te dünyaya geldi. Önceleri adı sadece Mustafa idi. Öğrenimine mahalle mektebinde başlatıldı. Ancak bir süre sonra O bu okulda okumayı reddedince modern eğitim veren bir ilkokula verildi. Bu dönemde gümrükte memur olan babasını kaybetmişti. Yalnız kalan annesi, Mustafa ve kız kardeşini alarak, bir çiftlikte kahya olarak çalışan kardeşinin yanına taşınmak zorunda kaldı. Mustafa burada eğitimini sürdürememesi üzerine Selanik’teki teyzesinin yanına gönderildi. O zamanlar Osmanlı toplumunda en gözde meslek, askerlik mesleğiydi. Bu yüzden Mustafa sivil okulda okurken ailesinden gizli olarak askeri okulun sınavlarına girdi ve kazandı.


1983 de ilerideki hayatına yön verecek olan Askeri Rüştiye’ye yazıldı. Matematik dersinde çok başarılıydı. Kendisi gibi aynı adı taşıyan Matematik öğretmeni Mustafa Bey, ona “olgunluk” anlamına gelen “Kemal” adını uygun görmüştü ve o günden sonra Mustafa Kemal olarak anılır oldu.
1896 da Rüştiye’yi bitirip, Manastır Askeri İdadisine girdi. Siyaset ve edebiyat ile ilgilendiği bu dönemlerde Fransızcasını ilerletti.
1899’da İstanbul ‘da Harbiye öğrencisi oldu.1902 de Harbiye’den mezun olduktan sonra Harp Akademisine devam etti. 905‘de Kurmay Yüzbaşı olarak diploma aldı. İlk görev yeri Suriye’de İmparatorluğun acıklı durumunu gördü ve kendisi gibi özgürlükçü arkadaşlarıyla Vatan ve Hürriyet Derneği’ni kurdu. Daha sonra Selanik’te görevli iken İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üyesi oldu.
1912...Balkan Savaşı’nın patlak verdiği yıllarda savaş sonrası yapılan antlaşma ile Sofya’ya askeri ateşe olarak atandı.

Birinci Dünya Savaşı çıkınca savaşta aktif görev alarak Trakya ‘da kurulan 19. Tümen Kumandanlığını kabul etti. Bu tümene ait birlikler Gelibolu Yarımadası’nın savunmasında görev aldılar. Sürekli başarılı görevlerde bulunan Mustafa Kemal 1915 ‘de de Çanakkale’de tarihin en çetin savaşında İtilaf Devletlerine karşı büyük bir askeri zafer kazandı ve düşmanı bozguna uğrattı. Mustafa Kemal bundan sonra da sürekli askeri başarılar kazanmaya devam etti. Yurdumuzun birçok devletlerce işgal edilmeye başladığı bu dönemde -16 Mayıs 1919 -Anadolu’ya geçmeye karar verdi ve 19 Mayıs 1919 da Samsun’a ayakbastı. Bir süre sonrada Osmanlı Ordusundaki görevinden istifa etti. Önderliğine kendi kişiliğinde, Osmanlı padişahından bağımsız devam etti. Ancak bütün çalışmalarını hiçbir zaman kişisel macera biçimine
sokmadı. Daima halkın temsilcilerinden meydana gelen meşru bir meclisin kararlarına göre hareket etti. Önce Erzurum’da sonra Sivas’ta memleketin her köşesinden gelen delegelerle kongreler topladı. Bu kongrelerde Mustafa Kemal Paşa başkan seçildi. Mustafa Kemal eylemlerini Heyet-i Temsiliye Reisi olarak sürdürdü ve Anadolu’da yaptığı bir yıla yakın örgütlenme çalışmasından sonra Ankara‘ da Büyük Millet Meclisi kurma yoluna gitti ve 23 Nisan 1920 ‘de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Mustafa Kemal dağıtılmış olan Osmanlı ordusu yerine TBMM‘ne bağlı düzenli bir ordu kurarak, vatanın bağımsızlığına kavuşturmak için Kurtuluş Savaşını başlatıp çok güç koşullarda sürdürülen bu savaştan inanılmaz zaferle çıkmıştır. Bu zafere 30 Ağustos 1922’de ulaşılmış 9 Eylül‘de kesin sonuç alındı… 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile barış dönemine girildi.

Mustafa Kemal bu barış ortamında yeni Türk devletini kurmanın adımlarını atmakta idi. O’nun asıl amacı çağdaş bir cumhuriyet kurmaktı. Ulusal egemenlik; onun zorlu ve kaçınılmaz sonucu olan cumhuriyet, uzun bir tarihi geçmişi olan Türk Ulusuna Mustafa Kemal ile girmiş ve yerleşmiştir. Mustafa Kemal‘e göre yeni kurulmakta olan devletin en önemli özelliklerinden biri, bu devletin kişi, zümre ya da sınıf devleti olmayıp, halkın devleti olmasıydı. Buna göre güç, ulusal irade ve egemenlik ulusun kişiliğine aitti, paylaşılmazdı ve vazgeçilmezdi… Bu sistemde egemenliğin tek sahibi Türk Ulusudur. T.B.M.M ulus adına bu egemenlik hakkını kullanır. Kuracağı cumhuriyetin temelinin Türk Ulusu olduğunu belirten Mustafa Kemal, onların arasında tüm etnik, sınıfsal ve düşünsel ayrılıklara karşı çıkmış kendisini Türk
sayan, herkesi yurttaş saymış ve hepsine değer vererek hiçbir ayrıcalıklı uygulamayı kabul etmemiştir. Bu düşüncelerle T.B.M.M ‘yi kuran Mustafa Kemal 29 Ekim 1923’te de Cumhuriyeti ilan etmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olmuştur.

Ona göre kurulan bu yeni devletin modern bir şekil alması ve milletin çağdaş uygarlık seviyesine en kısa zamanda erişebilmesi gerekiyordu. Bu amaçla da bir dizi yenilikler gerçekleştirdi. Atatürk devrimleri olarak adlandırılan yenileştirme hareketleri aslında tek bir amaca yönelikti: Türk Ulusunu gerçekte layık olduğu onurlu, güçlü ve refah bir yaşama kavuşturmak Önce ilerlemeye engel olan ayak bağlarından kurtulmak gerekiyordu. İdarede, hukukta, kültürde ilkel görünümdeki bütün kurumların ya kaldırılması ya da iyileştirilmesi gerekiyordu. Cumhuriyetin ilanı ile gerçekleşen bu büyük devrimin yanı sıra devlet örgütü ve toplum yönetiminin de çağdaş devlet anlayışına uygun olarak laikleşmesi gerekiyordu. Böyle bir anlayış içinde halifeli Cumhuriyet söz konusu
olamazdı. Bu sebeple halifelik kaldırıldı. En önemli yeniliklerden biride Türk kadınının erkeği ile her bakımdan eşit duruma getirilmesidir. Bu devrim adımı ile demokrasinin temeli olan eşitlik ilkesi bir islam ülkesinde ilk ve son kez gerçekleştirildi… Kılık ve kıyafette yenilikler yapıldı. Halkı uyuşukluğa sevk ederek her türlü hayat enerjisini yok eden tekkeler, zaviyeler, türbeler kapatıldı. Din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı. Türk Medeni Kanunu kabul edildi. Türk tarihi ve Türk dili üzerinde çalışmalar yapıldı. Medreseler kapatılarak çağdaş kültürü benimseyen cumhuriyet okulları açıldı. Eğitim ve öğretim tek elde toplandı. Harf devrimi ile Arap harfleri terk edilerek Latin harfleri esasına dayanan Türk alfabesi yapıldı. Uluslar arası takvim, saat ve rakamlar kabul edildi. Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanındı. Çıkarılan soyadı kanunu ile Mustafa Kemal’e Atatürk soyadı verildi ve bundan sonra Atatürk olarak anıldı.

Atatürk, devrimlerin büyük kısmını başardıktan sonra Türk bağımsızlık mücadelesini ve yeni Türkiye’nin kuruluşunu anlatan büyük nutkunu yazdı. “Nutuk” gençliğe hitap ile bitiyordu. Atatürk bu hitabında en büyük eseri Türkiye Cumhuriyeti’ni Türk gençlerine emanet ediyordu.
Atatürk 57 yaşındayken 10 Kasım 1938 de hayata gözlerini yumdu.10 Kasım 1953’te ise bugün yattığı yer olan Anıtkabir ‘e defnedildi.
Türk Ulusu, demokratik ve laik Türk Cumhuriyeti’nin kurucusu olan büyük öndere çok şeyler borçlu olduğunun bilinci ile O’nun anısını taze tutacaktır.